açlık

-ğı is.
1. 饥饿: Açlıktan içim kıyılıyor. 我饥饿难耐。Bu kuş açlıkla bu yılana saldırıyor. 这只鸟饿得向这条蛇发动了进攻。Açlıkta darı ekmeği helvadan tatlıdır. 成́ 饥时糠似蜜, 饱时肉如柴。
2. 饥荒, 饥馑: Bazı Afrika ülkelerinde, bu yazı açlık başladı. 今年夏天, 一些非洲国家发生了饥馑。
◇ \açlık bastırmak 吃点儿东西垫垫 \açlık (ı) beyn (in) e (或 başına) vurmak 非常饿, 饿得直哆嗦 \açlık çekmek 1) 饥饿 2) 贫穷, 受穷: Senelerde orada burada sürtüp açlık çekmişti. 多年来他四处漂泊, 贫困潦倒。\açlık duymak 饥饿 \açlık grevi 绝食 \açlık ödemi 医́ (因饥饿或营养不良而引起的)浮肿, 水肿 \açlık tifüsü 医́ (因饥馑或贫困而流行的)斑疹伤寒 \açlıkı körletmek (饭前)垫垫肚子 \açlıktan fevt olmak 饿死: Hayvan açlıktan fevt olmuş. 这畜生是饿死的。\açlıktan göbeğine taş bağlamak 饿得要命, 饿极 \açlıktan götü örümcek bağlamak 俚́ 长期挨饿, 长期受穷: Açlıktan götün örümcek bağlamış da, hâlâ fiyakadan vazgeçmiyorsun ha! 嗨!你都穷得叮当响了, 可还在那里臭美!\açlıktan gözü (或 gözleri) kararmak 饿得眼前发黑 \açlıktan imanı gevremek 俚́ 非常饿, 饿极了 \açlıktan kırılmak 1) 饿死 2) 转́ 苟且偷安; 混日子, 庸庸碌碌地活着 \açlıktan köpük kusmak 饿得要命, 饿极 \açlıktan nefesi kokmak 1) 饥饿, 挨饿 2) 贫穷, 贫困, 受穷: Ağabeyim onlara uzatmasaydı hepsinin açıktan nefesi kokacaktı. 要不是我大哥向他们伸了一把手, 他们都得受穷。\açlıktan ölmek 1) 饿死: Açlıktan ölmek üzereyken bir yardım eli uzandı. 就在他快要饿死之际, 有人向他伸出了援助之手。 2) 饿得要命, 饿极: Açlıktan ölmeyecek kadar bir şey yedi. 他吃得极少, 饿不死而已。
◆ Açlık sofuluğu bozar. 人穷志短, 马瘦毛长。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • açlık — I, 114 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • açlık — is., ğı 1) Aç olma durumu Havada güzel güzel dönen bu kuşun, açlıkla, bu yılana saldıracağını hiç düşünmemiştim. M. Ş. Esendal 2) Kıtlık 3) mec. Aşırı istek içinde bulunma İki arkadaş görülmemiş bir okuma açlığı içinde durmadan okuyordu. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açlık grevi — is. Kendisine veya başkalarına yapılan bir haksızlığı protesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiği tepki …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açlık sınırı — is. Bir ülkede insanların sağlıklı bir biçimde yaşayabilmeleri için sahip olmaları gereken en düşük gelir düzeyi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açlık şekeri — is., tıp Aç karnına ölçülen kandaki glikoz miktarı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açlık çekmek — yoksulluk içinde bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açlık ile yokluğun arası yarım yufka — yoksul olan buna üzülmemelidir, küçücük bir şey bile en büyük ihtiyacı gidermeye yeter anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözü açlık — is., ğı Gözü aç olma durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CU' — Açlık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • GARES — Açlık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • HEFV — Açlık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.